Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, tıp dünyasında çığır açması beklenen giyilebilir sensör teknolojilerini mercek altına aldı. "Transdermal Sensors for Medical Diagnostics" başlıklı etkinlikte, Karolinska Enstitüsü’nden Prof. Dr. Onur Parlak, biyosensörlerin geçmişten günümüze geçirdiği evrimi ve modern tıptaki kritik önemini katılımcılarla paylaştı.

Akademisyenlerin ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada, özellikle melanom gibi cilt kanseri türlerinin erken teşhisine yönelik geliştirilen mikro-iğne teknolojisi öne çıktı. Prof. Dr. Parlak, geleneksel yöntemlerin aksine, tasarladıkları sistemin cilde zarar vermeden dokular arası sıvıdan veri toplayabildiğini belirtti.
Mikro-iğne teknolojisi nasıl çalışıyor?
Prof. Dr. Parlak, geliştirdikleri yöntemin temelinde yatan kimyasal süreci şu sözlerle özetledi: "Özel bir yüzey kimyası uygulayarak, tirosinaz enzimini hedef alan bir yapı oluşturduk. Mikro-iğnelerimizi cildin üst katmanına yerleştirdiğimizde, 30 saniyelik bir temasla 10 dakika boyunca kesintisiz veri alabiliyoruz. Bu sayede tümör dokusundaki moleküler yoğunluğu yüksek hassasiyetle ölçebiliyoruz."
Yapay zeka destekli "tak ve unut" sistemleri üzerinde çalıştıklarını da ifade eden Prof. Dr. Parlak, laboratuvar ortamında ürettikleri yapay deri modellerinin, hayvan deneylerine ve maliyetli klinik testlere etik bir alternatif sunduğunu vurguladı. Sedef ve egzama gibi hastalıkların takibinde de kullanılabilen bu akıllı sistemler, gelecekte kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerinin temelini oluşturmayı hedefliyor.
Etkinlik, Prof. Dr. Parlak’ın Eczacılık Fakültesi bünyesindeki laboratuvar ve araştırma merkezlerini incelemesiyle sona erdi.
