-
reklam
reklam
EGE360 Politika İYİ Parti’den İktidara Sert “Fon Krizi” Çıkışı

İYİ Parti’den İktidara Sert “Fon Krizi” Çıkışı

İYİ Parti’nin yeni yasama yılındaki ilk grup toplantısında ekonomi, sermaye piyasalarındaki fon krizi, yeni anayasa tartışmaları, dış politika ve emek gündemi öne çıktı. Konuşmada iktidara yönelik sert eleştiriler yöneltilirken, fon krizinin araştırılması için Meclis’te komisyon kurulması çağrısı yapıldı.

5 Dakika
Okunma Süresi
İYİ Parti’den İktidara Sert “Fon Krizi” Çıkışı
Okunma Süresi: 5 dk

“Hesap istiyoruz, herkes yaptığının hesabını verecek”

İYİ Parti’nin yeni yasama yılındaki ilk grup toplantısında gündemin merkezinde sermaye piyasalarında yaşanan fon krizi ve devlet kurumlarının denetim sorumluluğu yer aldı. Konuşmada, Türkiye’nin yeni yasama yılına “Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından biriyle” girdiği savunularak, yaşananların münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi. Yapıştırılan metin

Konuşmada, fonlarla ilgili risklerin daha önce de gündeme getirildiği belirtilirken, 2 Aralık 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi’nin toplandığı, toplantıda fonların ve SPK’nın alabileceği tedbirlerin ele alındığı hatırlatıldı. Buradan hareketle devlet kurumlarının risklerden habersiz olduğunun söylenemeyeceği ileri sürüldü. Yapıştırılan metin

“Devlet şirket değildir, aile şirketi hiç değildir”

Konuşmada iktidarın kamu yönetimi anlayışı da sert sözlerle eleştirildi. Liyakat, sadakat, kayırma ve cezasızlık zinciri üzerinden sistem eleştirisi yapılırken, “Devlet şirket değildir. Aile şirketi, hiç değildir” ifadeleri kullanıldı. Yapıştırılan metin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürütme sistemi içindeki yetkilerine dikkat çekilerek, fon krizi ve kamu denetimindeki sorunlara ilişkin siyasi sorumluluk taşıdığı savunuldu. Konuşmada, “Her gücün bir sorumluluğu vardır. Mutlak gücünse mutlaka sorumluluğu vardır” denildi. Yapıştırılan metin

SPK, BDDK ve ekonomi kurumlarına eleştiri

SPK, BDDK, Borsa İstanbul, Merkez Bankası ve kamu bankalarının yönetim ve denetim yapısı da eleştirilerin hedefindeydi. Bu kurumların ülkenin ekonomik güvenliğini ve vatandaşın mal varlığını korumakla yükümlü olduğu vurgulanırken, liyakatsiz atamaların siyasi sorumluluğunun da iktidara ait olduğu ifade edildi. Yapıştırılan metin

Konuşmada ayrıca denetleyen ile denetlenen kurumlar arasında çıkar çatışması yaratabilecek yapıların bulunduğu iddia edilerek bunun bir “sistem sorunu” olduğu savunuldu. Yapıştırılan metin

“Kelle istemiyoruz, hesap istiyoruz”

Fon krizinin siyasi ve hukuki boyutuna dikkat çekilen konuşmada, olası usulsüzlüklerin yalnızca para iadesiyle kapatılamayacağı ifade edildi.

Şu sözler öne çıktı:

“Biz iktidardan kelle istemiyoruz. Hesap istiyoruz.”

Konuşmada, “haksız kazançların iadesi”nin tek başına adalet için yeterli olmayacağı, hukuksuz kullanılan yetkilerin de hesabının verilmesi gerektiği savunuldu. Yapıştırılan metin

Fon krizi için Meclis komisyonu çağrısı

Konuşmada, fon krizinin araştırılması için Meclis’te tüm siyasi partilerin eşit temsil edildiği bir komisyon kurulması çağrısı da yapıldı.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Kime kadar gidiyorsa hesabı sorulmalı” yönündeki sözleri hatırlatılarak, bu yaklaşımın gereğinin yerine getirilmesi istendi. İYİ Parti’nin bu amaçla önerge verdiği, ancak komisyon kurulmadığı ifade edildi. Yapıştırılan metin

Yeni anayasa tartışmalarına sert tepki

Toplantının önemli başlıklarından biri de yeni anayasa tartışmaları oldu.

Konuşmada anayasanın iktidara daha fazla güç vermek için değil, devletin gücünü sınırlandırmak ve vatandaşı keyfî yönetimden korumak için var olduğu vurgulandı.

“Anayasa bir iktidarın kullanım kılavuzu değildir. Anayasa milletin devletle yaptığı sözleşmedir.”

ifadeleriyle mevcut anayasanın uygulanması gerektiği savunuldu. Yapıştırılan metin

Türkiye’nin ihtiyacının “bağımsız mahkeme, hesap veren hükümet, denetleyen Meclis ve liyakatli bürokrasi” olduğu ifade edildi. Yapıştırılan metin

Mekke Anlaşması üzerinden dış politika eleştirisi

Dış politika bölümünde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında olduğu belirtilen Mekke Anlaşması gündeme getirildi.

Anlaşmanın TBMM’ye gelmediği, kamuoyunun içeriği hakkında yeterince bilgilendirilmediği savunularak, Türkiye’nin hangi güvenlik yükümlülüklerinin altına girdiğinin açıklanması istendi.

Konuşmada şu ifadeler kullanıldı:

“Türk askerini ihraç malı gibi göremezsiniz. Mehmetçiği lejyoner haline getiremezsiniz.”

Türkiye’nin başka ülkelerin güvenliğine ilişkin sorumluluk alırken bunun karşılığında hangi siyasi ve ekonomik yükümlülüklerin doğduğunun millet tarafından bilinmesi gerektiği belirtildi. Yapıştırılan metin

Azerbaycan mesajı: “Bir millet, iki devlet”

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine de özel vurgu yapılan konuşmada, iki ülke arasındaki kardeşliğin siyasi tartışmalardan zarar görmemesi gerektiği ifade edildi.

“Bağımsız Türkiye, bağımsız Azerbaycan ister. Güçlü Türkiye, güçlü Azerbaycan ister” sözleriyle “bir millet, iki devlet” anlayışına bağlılık vurgulandı. Yapıştırılan metin

“Enflasyon düşüyorsa fiyatların niye haberi olmuyor?”

Ekonomi başlığında vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığına dikkat çekildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelik eleştirilerde, resmi büyüme ve enflasyon söylemleri ile vatandaşın günlük hayatı arasındaki farkın giderek büyüdüğü savunuldu.

“Madem Türkiye büyüyor; emeğin değeri, emeklinin geliri neden küçülüyor? Madem enflasyon düşüyor; bundan fiyatların niye haberi olmuyor?”

ifadeleriyle ekonomik politikalara tepki gösterildi. Yapıştırılan metin

İYİ Parti’den Emek Çalıştayı

Konuşmada 10 ve 11 Ekim tarihlerinde İYİ Parti Emek Çalıştayı düzenleneceği de duyuruldu.

Çalıştayda çalışanların, emeklilerin ve üreticilerin sorunlarının ele alınacağı; “rant yerine üretim, sadaka yerine hak, kayırma yerine adalet” anlayışının tartışılacağı ifade edildi. Yapıştırılan metin

Cumhur İttifakı seçmenlerine çağrı

Konuşmanın son bölümünde Cumhur İttifakı’na oy veren seçmenlere de doğrudan seslenildi.

Vatandaşlardan iktidara ve kendi seçtikleri siyasetçilere soru sormaları istenirken, “Yetki tapu değildir, mülk değildir. Verdiğin o yetki emanettir” ifadeleri kullanıldı. Yapıştırılan metin

Konuşma, egemenliğin millete ait olduğu vurgusuyla sona erdi:

“Egemenlik hiçbir saraya ait değildir. Hiçbir lidere ait değildir. Hiçbir partiye ait değildir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız