2 Bin 500 Yıllık Kültürel Miras İzmir’de: Ekrem Yavaş’tan Yağcı Bedir Halıları İçin Önemli Çağrı
Ege 360 TV ekranlarında Esin Vardar’ın hazırlayıp sunduğu “Esin Vardar ile Günün Rengi” programının konuğu, Sındırgı Yağcı Bedir Halıcıları Derneği Başkanı ve eski Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş oldu.
Programda Anadolu’nun binlerce yıllık dokuma geleneği, Yağcı Bedir halılarının taşıdığı kültürel değerler, geleneksel motiflerin anlamları, doğal kök boya üretimi ve unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin korunmasına yönelik çalışmalar ele alındı.
Esin Vardar’ın sorularını yanıtlayan Ekrem Yavaş, yaklaşık 46 yıldır halıcılıkla ilgilendiğini belirterek geleneksel dokumacılığın yalnızca bir meslek değil, kuşaktan kuşağa aktarılan önemli bir kültürel miras olduğunu vurguladı.
Yaklaşık 46 yıldır halıcılıkla ilgilendiğini belirten Yavaş, Anadolu’nun binlerce yıllık dokuma kültürünün yalnızca bir el sanatı olmadığını, aynı zamanda Türk toplumunun tarihini, yaşam biçimini ve kültürel değerlerini yansıttığını söyledi.
Programda yaklaşık 200 yıllık bir Yağcı Bedir halısını tanıtan Yavaş, halının doğal renklerini büyük ölçüde koruduğuna dikkat çekerek geleneksel dokumacılığın değerini anlattı.
“Yağcı Bedir Halısı Binlerce Yıllık Bir Kültürün Devamıdır”
Yağcı Bedir halılarının tarihsel geçmişine değinen Ekrem Yavaş, halıcılık geleneğinin Orta Asya Türk kültürüyle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Yağcı Bedir Yörüklerinin geçmişte Bergama ve Dikili çevresinde yaşadığını, daha sonra bir bölümünün Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç ilçelerine yerleştiğini anlatan Yavaş, bu toplulukların geleneksel dokuma kültürünü yaşatmaya devam ettiğini belirtti.
Yavaş, “Yağcı Bedir halısının düğüm tekniği, milattan önce 5. yüzyıla tarihlenen Pazırık Halısı’nda kullanılan Türk düğümü tekniğiyle benzerlik gösteriyor. Bu, binlerce yıllık bir dokuma geleneğinin günümüze ulaşması açısından son derece önemli.” dedi.
Rusya’nın St. Petersburg kentindeki müzede korunan Pazırık Halısı’nın tarihsel önemine dikkat çeken Yavaş, Anadolu halıcılığının taşıdığı kültürel değerin daha geniş kitlelere anlatılması gerektiğini vurguladı.
“Her İlmeğin, Her Motifin Ayrı Bir Hikâyesi Var”
Programda Yağcı Bedir halılarında kullanılan motiflerin anlamlarını da anlatan Ekrem Yavaş, geleneksel halıların yalnızca dekoratif ürünler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Yörük kadınlarının duygularını, umutlarını, yaşam tecrübelerini ve aile değerlerini halı motiflerine yansıttığını belirten Yavaş, dokumacılığın geçmişte önemli bir kültürel iletişim aracı olduğunu ifade etti.
Halıda kullanılan hayat ağacı, koçbaşı, kaz ayağı, nazarlık, çınar yaprağı ve Hun gülü gibi motifleri örnek gösteren Yavaş, bu desenlerin geleneksel yorumlarda farklı anlamlar taşıdığını anlattı.
Yavaş, “Halıdaki her desen bir günde ortaya çıkmıyor. Yılların birikimiyle oluşuyor. Bir motifin kabul görmesi, kuşaktan kuşağa aktarılması bazen yüz yılı buluyor. Bu nedenle her halının arkasında büyük bir emek ve kültürel hafıza var.” ifadelerini kullandı.
Yağcı Bedir Halılarında Hayat Ağacı, Bereket ve Güç Sembolleri
Ekrem Yavaş, halı motiflerinin geleneksel anlamlarını örneklerle açıklayarak dokuma sanatının kültürel yönüne dikkat çekti.
Hayat ağacı motifinin aile bağlarını ve geçmişle kurulan ilişkiyi simgelediğini belirten Yavaş, koçbaşının güç ve kararlılığı, kaz ayağının sağlam durmayı, başak motifinin ise bereketi temsil ettiğini söyledi.
Hun gülü motifini de değerlendiren Yavaş, bu desenin köklere bağlı kalarak gelişme ve ilerleme düşüncesini yansıttığını ifade etti.
Yavaş, “Köklerine bağlı kal ama istediğin kadar ilerle. Bilgi nerede bulunuyorsa oraya git. Bizim dokuma kültürümüzde verilmek istenen mesajlardan biri de budur.” dedi.
“Yörük Kadınları Birer Sanatçıdır”
Geleneksel dokumacılığın yeterince değer görmediğini savunan Ekrem Yavaş, Anadolu’nun farklı bölgelerinde halı dokuyan kadınların gerçek birer sanatçı olduğunu vurguladı.
Sındırgı, Bergama, Milas, Döşemealtı, Yahyalı ve Taşpınar gibi bölgelerin kendine özgü halıcılık geleneklerine sahip olduğunu hatırlatan Yavaş, bu sanatların korunması gerektiğini söyledi.
Yavaş, “Bizim Sındırgı’nın Yağcı Bedir Yörükleri, Antalya’nın Döşemealtı Yörükleri ve Bergama’nın dokumacı kadınları birer sanatçıdır. Ürettikleri eserlerin dünyaca tanınan sanatçıların eserlerinden daha az değerli olduğunu düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.
Geleneksel dokuma sanatının yalnızca geçmişin hatırası olarak kalmaması gerektiğini belirten Yavaş, bu mirasın yeni tasarım anlayışlarıyla buluşturulmasını istedi.
24 Ekim–1 Kasım Tarihlerinde İzmir’de Büyük Halı Sergisi
Programın en önemli duyurularından biri de İzmir’de gerçekleştirilecek halı sergisi oldu.
Ekrem Yavaş, 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında İzmir Alsancak’taki Swissôtel Büyük Efes’te kapsamlı bir el dokuma halı sergisi düzenleneceğini açıkladı.
24 Ekim – 1 Kasım 2026
Swissôtel Büyük Efes, Alsancak / İzmir
Ücretsiz ziyaret
Yavaş, yaklaşık 1.250 metrekarelik sergi alanında Anadolu’nun farklı bölgelerinden 600’e yakın halının sanatseverlerle buluşturulmasının planlandığını belirtti.
Sergide yalnızca Yağcı Bedir halılarının değil, Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait geleneksel el dokuma eserlerinin de yer alacağını ifade eden Yavaş, özellikle gençlerin bu kültürel mirası yakından tanımalarını istediklerini söyledi.
Yavaş, “Bütün İzmirlileri sergimize davet ediyorum. Çocuklarınızı da getirin. Bu halıların ne olduğunu, hangi hikâyeleri anlattığını görsünler. Bizler de her birinin hikâyesini anlatalım.” diye konuştu.
“Halı Dokuyacak İnsan Bulmakta Zorlanıyoruz”
Türkiye’de geleneksel el dokumacılığının karşı karşıya bulunduğu sorunlara değinen Ekrem Yavaş, en büyük sıkıntılardan birinin yetişmiş dokumacı sayısının azalması olduğunu söyledi.
Köylerden kentlere göçün ve genç kuşakların farklı mesleklere yönelmesinin el sanatlarının sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını belirten Yavaş, geleneksel üretim tekniklerinin kaybolmaması için yeni çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.
Yavaş, “Bugün halı dokuyacak insan bulmakta zorlanıyoruz. Köylerde nüfus azaldı. Gençlerimiz farklı işlerde çalışmak istiyor. Oysa bu sanatın devam etmesi için yeni kuşaklara aktarılması gerekiyor.” dedi.
Halı motiflerinin giyim, aksesuar, çanta ve ev dekorasyonu gibi alanlarda değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Yavaş, kültürel mirasın çağdaş tasarımlarla yaşatılabileceğini vurguladı.
Yağcı Bedir Halılarının Motifleri Moda ve Tasarımla Buluşuyor
Geleneksel halı motiflerini günlük yaşamın farklı alanlarına taşıma hedeflerinden söz eden Yavaş, dokuma desenlerinin kıyafetlerde, çantalarda ve çeşitli aksesuarlarda kullanılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlattı.
Üniversitelerin güzel sanatlar ve tasarım bölümlerine de çağrıda bulunan Yavaş, özellikle Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesindeki akademisyenler ve öğrencilerle ortak projeler geliştirmek istediklerini ifade etti.
Yavaş, “Gelin bu halıları inceleyin. Dokuma deneyimi yaşayın. Doğal boyaların nasıl üretildiğini birlikte değerlendirelim. Geleneksel motifleri yeni tasarımlarla buluşturalım.” dedi.
Bu yaklaşımın geleneksel halıcılığa yeni ekonomik imkânlar sağlayabileceğini belirten Yavaş, kültürel değerlerin çağın ihtiyaçlarına uygun ürünlerle yaşatılmasının önemini vurguladı.
Sındırgı’da 200 Dönümlük Alanda Doğal Boya Bitkileri Yetiştirildi
Ekrem Yavaş, programda Sındırgı’da yürütülen doğal boya üretimi çalışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Yağcı Bedir halılarında kullanılan geleneksel kök boyaların geçmişte nasıl üretildiğini araştırdıklarını belirten Yavaş, Osmanlı arşiv kayıtları üzerinden yaptıkları incelemelerde boya bitkilerinin tarımsal üretime konu olduğunu gördüklerini söyledi.
Bu bilgilerden hareketle doğal boya üretimini yeniden canlandırmak amacıyla harekete geçtiklerini anlatan Yavaş, Menemen’deki tarımsal araştırma kuruluşunun desteğiyle bitki yetiştirme çalışmaları gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Yavaş, “Geçmişte bu boyaların dağlardan toplandığını düşünüyorduk. Ancak tarihi kayıtlarda bunların tarım ürünü olarak yetiştirildiğini gördük. Bunun üzerine tohumları temin ettik, fide üretimi yaptık ve Sındırgı’da yaklaşık 200 dönüm alanda yetiştirdik.” diye konuştu.
Elde edilen bitkilerin doğal pigment üretiminde değerlendirildiğini belirten Yavaş, tarihi üretim bilgilerinin günümüz ekonomisine katkı sağlayabilecek projelere dönüştürülebileceğini söyledi.
“Tarihi Belgeler Bize Yeni Bir Üretim Alanı Kazandırdı”
Sındırgı’nın tarihine ilişkin hazırlanan kitapların yalnızca kültürel bir çalışma olmadığını belirten Yavaş, araştırmalar sonucunda ekonomik değeri bulunan bilgilere de ulaştıklarını ifade etti.
Osmanlı dönemi kayıtlarında boya bitkilerinin yetiştirildiğine ilişkin veriler bulduklarını anlatan Yavaş, bu bilgilerin doğal boya üretimini geliştirmeye yönelik girişimlere katkı sağladığını söyledi.
Yavaş, “Geçmişimizi araştırırken yalnızca tarih öğrenmiyoruz. Atalarımızın nasıl ürettiğini, hangi yöntemleri kullandığını ve bunları bugün nasıl geliştirebileceğimizi de öğreniyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Tarihi kök boya tekniklerinin tekstil ve moda sektöründe yeniden kullanılabileceğini belirten Yavaş, doğal boyaların özelliklerinin bilimsel çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Unutulmaya Yüz Tutmuş Meslekler Kitaplaştırıldı
Sındırgı’nın geleneksel mesleklerinin kayıt altına alınması için yürütülen çalışmalara da değinen Ekrem Yavaş, ilçede geçmişten günümüze ulaşan zanaatların kitaplaştırıldığını anlattı.
Sepetçilik, süpürgecilik, semercilik, kalaycılık, yorgancılık, halıcılık, saat tamirciliği ve değirmen taşı ustalığı gibi mesleklerin kültürel mirasın önemli parçaları olduğunu belirten Yavaş, bu meslekleri icra eden ustaların hikâyelerinin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi.
Yavaş, “Geçmişte Sındırgı’da hangi meslekler yapılıyordu, kimler bu işleri sürdürüyordu, nasıl üretim yapılıyordu? Bunların hepsini bir araya getirdik. Bazı ustalarımız bugün aramızda değil ama onların emekleri kitaplarda yaşamaya devam ediyor.” dedi.
Özellikle depremler nedeniyle zarar gören eski iş yerlerinin ve kaybolma tehlikesi yaşayan üretim kültürünün belgelenmesinin önemini vurguladı.
Eski Halılar “Kırk Yama” Tekniğiyle Yeniden Değerlendiriliyor
Programda sürdürülebilir üretim ve sıfır atık yaklaşımı da gündeme geldi.
Ekrem Yavaş, eskiyen veya bir bölümü zarar gören halıların sağlam parçalarının değerlendirilerek yeni ürünlere dönüştürüldüğünü anlattı.
Geleneksel “kırk yama” tekniğiyle farklı halı parçalarının bir araya getirildiğini belirten Yavaş, bu çalışmaların hem kültürel mirası koruduğunu hem de malzemelerin yeniden kullanımını sağladığını ifade etti.
Yavaş, “Biz buna kırk yama diyoruz. Avrupa’da patchwork olarak biliniyor. Oysa bizim kültürümüzde çok eski bir uygulama. Eskiyen halının sağlam kalan parçalarını değerlendirerek yeni eserler oluşturuyoruz.” dedi.
İsrafın önlenmesinin geleneksel yaşam kültürünün önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Yavaş, geçmişteki üretim ve tüketim alışkanlıklarının günümüz sürdürülebilirlik anlayışına katkı sunabileceğini söyledi.
Sındırgı’nın Doğal Kokuları da Tanıtıldı
Programda Sındırgı’nın doğal bitki örtüsünden elde edilen kokular ve kolonya üretimi de ele alındı.
Bölgenin farklı rakımları ve zengin bitki çeşitliliği sayesinde doğal ürün geliştirme açısından önemli potansiyele sahip olduğunu belirten Yavaş, Kertil Dağları ile ilişkilendirilen yerel kolonya kültürünü anlattı.
Sındırgı’da yüzlerce farklı koku çeşidi geliştirildiğini ifade eden Yavaş, ilçenin halıcılığın yanı sıra doğal ürünleriyle de tanıtılmasını istediklerini söyledi.
“Yağcı Bedir Halılarında Matematik ve Altın Oran Var”
Programda dikkat çeken bir diğer konu ise Yağcı Bedir halılarının geometrik özellikleri oldu.
Geleneksel halılardaki desenlerin rastgele yerleştirilmediğini savunan Ekrem Yavaş, bazı halılarda ölçü ve oranların estetik bir düzen oluşturduğunu belirtti.
Halıların en-boy oranları, renk dağılımları ve motif yerleşimleri üzerine çalışmalar yaptıklarını anlatan Yavaş, bu özellikleri altın oran kavramıyla ilişkilendirdiklerini söyledi.
Yavaş, “Bizim halılarımız yalnızca birer sanat eseri değil, aynı zamanda matematiksel düzenin de örneği. Desenlerin yerleşimi, renklerin oranları ve dokuma ölçüleri belirli bir estetik anlayışı yansıtıyor.” ifadelerini kullandı.
Bu çalışmaların matematik eğitimiyle ilişkilendirilmesine yönelik girişimlerde bulunduklarını da anlatan Yavaş, geleneksel sanatların eğitimde örnek olarak kullanılabileceğini belirtti.
“İstikbal Göklerde Ama Köklerimizde de”
Kültürel mirasın korunmasının toplumsal kimlik açısından önemini vurgulayan Ekrem Yavaş, geçmişten gelen bilgilerin yalnızca hatırlanmasının değil, yeni nesillere aktarılmasının da gerekli olduğunu söyledi.
Tarihi el sanatlarının modern üretim süreçleriyle buluşturulmasını savunan Yavaş, kültürel değerlerin ekonomik ve sosyal gelişime katkı sağlayabileceğini ifade etti.
“İstikbal göklerde ama köklerimizde de. Köklerimize sadakatle geleceğe bakmalıyız.” diyen Yavaş, geleneksel zanaatların eğitim, sanat, tasarım ve girişimcilik alanlarında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İzmirli Sanatseverlere Davet: “Çocuklarınızı Alın Gelin”
Programın sonunda 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek sergiye ilişkin davetini yineleyen Ekrem Yavaş, Anadolu’nun farklı bölgelerinden getirilecek halıların kültürel hikâyeleriyle birlikte tanıtılacağını söyledi.
Serginin özellikle çocuklar ve gençler için önemli bir öğrenme fırsatı olacağını belirten Yavaş, geleneksel el dokumacılığının yaşatılmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.
Yavaş, “Yaklaşık 600 halıyı İzmir’e getiriyoruz. Amacımız yalnızca halıları sergilemek değil. Bu eserlerin hikâyelerini genç nesillerle buluşturmak. Bütün İzmirlileri, özellikle aileleri ve çocuklarını sergimize davet ediyorum.” dedi.
Ege 360 TV’de yayınlanan “Esin Vardar ile Günün Rengi” programı, Ekrem Yavaş’ın 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilecek halı sergisine yönelik davetiyle sona erdi.
Program sunucusu Esin Vardar, Anadolu’nun kültürel değerlerinin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek Ekrem Yavaş’a paylaştığı bilgiler ve kültürel mirasa katkılarından dolayı teşekkür etti.