Teknolojinin sunduğu imkanlar hayatı kolaylaştırırken, beraberinde yeni nesil riskleri de getiriyor. Sakarya Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Elif Yöyan, dijital platformlar üzerinden oynanan sanal kumarın, madde bağımlılığına benzer şekilde "sessiz ve sinsi" bir şekilde ilerlediğine dikkat çekiyor.
Fiziksel kumarhanelerin aksine, sanal kumarın anonimlik sunması ve kişiyi kimliksizleştirmesi, bağımlılığın daha hızlı yayılmasına zemin hazırlıyor. Dr. Yöyan, bu platformların kumarı bir "oyun" gibi pazarlamasının, özellikle genç kullanıcılar üzerinde ciddi bir algı yanılması yarattığını belirtiyor.

Genç beyinler risk altında
Dr. Yöyan, 25 yaş altındaki gençlerin neden daha büyük risk altında olduğunu beyin gelişimi üzerinden açıklıyor. İnsan beyninin karar verme ve riskleri ayırt etme yeteneğinin, prefrontal korteksin gelişimiyle birlikte 25 yaş civarında tamamlandığını ifade eden Yöyan, bu yaştan önce gençlerin haz odaklı bir beyin yapısına sahip olduğunu vurguluyor. Bu durum, gençleri sanal kumarın yarattığı anlık ödül mekanizmasına karşı daha savunmasız kılıyor.
Tedavi sürecinde matematiksel yüzleşme
Sanal kumar bağımlılığının tedavisinde bilişsel davranışçı terapilerin oldukça etkili olduğunu belirten Dr. Yöyan, iyileşme sürecinde izledikleri yöntemi şöyle özetliyor: "Danışanlarımıza, kaybettikleri zamanı, enerjiyi ve parayı matematiksel bir kanıt olarak sunuyoruz. Bu bağımlılığın altında yatan yalnızlık, borç kapatma çabası veya depresyon gibi psikolojik etkenleri tespit ederek tedaviyi kişiye özel planlıyoruz."
Aileler nelere dikkat etmeli?
Bağımlılığın erken teşhisinde ailelere büyük görev düştüğünü hatırlatan Yöyan, şu uyarıları yapıyor: "Kredi kartı ekstrelerindeki açıklanamayan hareketler, evden eksilen küçük miktardaki paralar veya kişinin çevresinden borç istemeye başlaması en önemli sinyallerdir. Ayrıca, kumar oynarken kazanılan anlardaki aşırı neşe ile kaybedilen anlardaki ani sinirlilik ve içe kapanma gibi ruhsal değişimler, ailelerin mutlaka gözlemlemesi gereken kritik göstergelerdir."