İki Avukattan Evlilik Hukukuna İlişkin Önemli Açıklamalar

Ege 360 TV ekranlarında yayınlanan “Günün Rengi” programında aile hukukuna ilişkin merak edilen sorular yanıtlandı. İzmir Barosu avukatlarından Gülay Çöpten ve Ayşe Rümeysa Karayıldırım, süresiz nafaka tartışmalarından boşanma davalarına, mal paylaşımından aile içi şiddete, anlaşmalı boşanmadan WhatsApp yazışmalarının delil olarak kullanılmasına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu. Hukuki süreçlerde yanlış bilinen bilgilerin ciddi hak kayıplarına neden olabileceğine dikkat çeken avukatlar, vatandaşların bilinçli hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Boşanma, Nafaka ve Mal Paylaşımında Doğru Bilinen Yanlışlar: Avukat Gülay Çöpten ve Ayşe Rümeysa Karayıldırım Anlattı

 

Ege 360 TV ekranlarında izleyiciyle buluşan “Günün Rengi” programında, aile hukukunun en çok merak edilen konuları ele alındı.

Esin Vardar’ın ses kısıklığı nedeniyle katılamadığı programda sunuculuğu üstlenen Seher Onay, evlilik ve boşanma süreçlerinde vatandaşların karşılaştığı hukuki sorunları gündeme taşıdı.

Programın konukları, İzmir Barosuna bağlı olarak avukatlık yapan Gülay Çöpten ve Ayşe Rümeysa Karayıldırım oldu.

Yaklaşık 30 yılı aşkın mesleki deneyime sahip olduğunu belirten Avukat Gülay Çöpten ile yedi yıldır avukatlık yaptığını ifade eden Ayşe Rümeysa Karayıldırım, aile hukukundaki uygulamaları ve toplumda doğru bilinen yanlışları değerlendirdi.

Süresiz Nafaka Kalkıyor mu? Avukatlardan Önemli Açıklamalar

Programın ilk gündem maddesi, kamuoyunda uzun süredir tartışılan süresiz nafaka düzenlemesi oldu.

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, vatandaşlar arasında nafakanın tamamen kaldırıldığı yönünde yanlış bir algı oluştuğunu belirterek farklı nafaka türlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakasına değinen Karayıldırım, süresiz nafaka konusunda gündeme gelen hukuki değişiklikleri değerlendirdi.

Nafakanın belirlenmesinde eşlerin ekonomik durumlarının yanı sıra yaş, sağlık, çalışma koşulları ve evlilik süresi gibi unsurların önem taşıyabileceğini ifade etti.

Karayıldırım, boşanma davası devam ederken hükmedilebilen tedbir nafakası ile boşanma sonrasında gündeme gelen yoksulluk nafakasının farklı hukuki düzenlemelere tabi olduğunu hatırlattı.

“Nafaka Sadece Kadınlara Verilmez”

Programda nafakanın yalnızca kadınlara bağlandığı yönündeki yaygın düşünce de ele alındı.

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, nafaka hakkının cinsiyete göre değil, tarafların ekonomik ve kişisel koşullarına göre değerlendirildiğini söyledi.

Erkeklerin de yasal şartların oluşması halinde yoksulluk nafakası alabileceğini belirten Karayıldırım, özellikle çalışma gücü, yaş, sağlık durumu ve gelir düzeyinin önem taşıdığını ifade etti.

Karayıldırım, “Her durumda kesinlikle nafaka verilir diyemeyiz. Her durumda verilmez de diyemeyiz. Somut olaya göre değerlendirme yapılır.” dedi.

Avukat Gülay Çöpten ise kadınların hamilelik, çocuk bakımı ve aile içindeki sorumluluklar nedeniyle iş hayatından uzak kalabildiğini hatırlatarak nafaka kararlarında tarafların yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Boşanma Davasını Önce Açan Haklı mı Sayılıyor?

Vatandaşların en fazla merak ettiği sorulardan biri de boşanma davasını ilk açan tarafın hukuki avantaj elde edip etmediği oldu.

Avukat Gülay Çöpten, davayı önce açmanın kişiyi kendiliğinden haklı duruma getirmediğini söyledi.

Mahkemenin hangi eşin önce başvurduğuna değil, tarafların iddialarına, delillerine ve kusur durumuna baktığını belirten Çöpten, buna karşılık erken hareket etmenin bazı usul işlemleri açısından önemli olabileceğini ifade etti.

Özellikle mal varlığının elden çıkarılması ihtimali, çocukların geçici velayeti, aile konutunun kullanımı ve delillerin korunması bakımından zamanında başvuru yapılmasının önemine dikkat çekti.

Çöpten, “Hâkim, kadın davayı önce açmış haklıdır ya da erkek sonra açmış haksızdır diye bir öngörüde bulunmaz.” ifadelerini kullandı.

Eşlerden Biri Mahkemeye Gelmezse Boşanma Gerçekleşir mi?

Boşanma davalarına ilişkin bir diğer önemli konu da eşlerden birinin duruşmalara katılmaması oldu.

Avukat Gülay Çöpten, anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma davalarının farklı usullere tabi olduğunu anlattı.

Anlaşmalı boşanmada tarafların boşanma iradelerini mahkeme önünde açıklamaları gerektiğini belirten Çöpten, çekişmeli boşanma davalarının ise karşı taraf duruşmaya katılmasa da gerekli şartlar sağlandığında sonuçlandırılabileceğini söyledi.

Davalı tarafın mahkemeye gelmemesinin veya cevap dilekçesi vermemesinin davayı otomatik olarak kabul ettiği anlamına gelmediğini vurgulayan Çöpten, hak kaybı yaşanmaması için yasal sürelerin takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılıyor?

Programın önemli başlıklarından biri de boşanma sonrasında ev, otomobil ve diğer mal varlıklarının nasıl paylaşılacağı oldu.

Avukat Gülay Çöpten, boşanma davasıyla mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davaların farklı hukuki süreçler olduğunu belirtti.

Evlilik içerisinde edinilen malların paylaşımında yasal mal rejiminin ve edinim tarihlerinin önem taşıdığını anlatan Çöpten, boşanma davasının açılmasının ardından mal rejimine ilişkin taleplerin de gündeme gelebileceğini söyledi.

Mal varlığının elden çıkarılma riskine karşı gerekli durumlarda hukuki tedbirler alınabileceğini ifade etti.

“Ev veya Araba Kimin Üzerine Kayıtlıysa Tamamı Onundur” Düşüncesi Yanlış

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı evliliklerde bir malın yalnızca eşlerden birinin üzerine kayıtlı olmasının diğer eşin hak sahibi olamayacağı anlamına gelmediğini belirtti.

Özellikle 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan yasal mal rejimi kapsamında edinilen varlıkların değerleri üzerinden hesaplama yapılabildiğini anlattı.

Mal paylaşımının her durumda tapunun veya araç ruhsatının doğrudan ikiye bölünmesi anlamına gelmediğini ifade eden Karayıldırım, tarafların katılma alacağı gibi haklarının gündeme gelebileceğini söyledi.

Ancak evlilik öncesinde edinilen mallar, miras ve bağış yoluyla kazanılan varlıklar gibi kişisel mal niteliğindeki değerlerin farklı kurallara tabi olduğunu hatırlattı.

Bir Günlük Evlilikte Boşanma Davası Açılabilir mi?

Programda kısa süreli evliliklerin sona erdirilmesine yönelik sorular da yanıtlandı.

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, evliliğin çok kısa sürmesinin tek başına boşanma davası açılmasına engel olmadığını söyledi.

Bir günlük veya yirmi günlük evliliklerde de gerekli hukuki nedenlerin bulunması halinde çekişmeli boşanma davası açılabileceğini belirten Karayıldırım, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartını hatırlattı.

Evliliğin iptali ile boşanmanın farklı hukuki kurumlar olduğunu vurgulayan Karayıldırım, evliliğin iptali için kanunda belirtilen özel nedenlerin bulunması gerektiğini ifade etti.

Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçilebilir mi?

Avukat Gülay Çöpten, anlaşmalı boşanma protokolünün imzalanmasının tek başına boşanma sürecinin kesinleştiği anlamına gelmediğini söyledi.

Tarafların boşanma kararı kesinleşmeden önce anlaşmalı boşanma iradelerinden dönebileceğini belirten Çöpten, böyle bir durumda davanın çekişmeli boşanma sürecine dönüşebileceğini ifade etti.

Anlaşmalı boşanma protokollerinde çocukların velayeti, kişisel ilişki düzeni, nafaka ve tazminat konularının açık biçimde ele alınmasının önemini vurguladı.

“Hiçbir Hak ve Alacağım Yoktur” İfadesine Dikkat

Anlaşmalı boşanma protokollerinde kullanılan ifadelerin ilerleyen süreçlerde hak kaybına yol açabileceğini belirten avukatlar, özellikle mal paylaşımı ve ziynet eşyaları konusunda açık hükümlerin bulunması gerektiğini söyledi.

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, tarafların birbirlerinden herhangi bir hak veya alacaklarının bulunmadığına ilişkin genel ifadelerin her uyuşmazlığı kendiliğinden çözmeyebileceğini belirtti.

Ev, otomobil, ziynet eşyaları ve mal rejimine ilişkin hakların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Avukatlar, protokol imzalanmadan önce içeriğinin dikkatle incelenmesini ve hukuki sonuçlarının anlaşılmasını önerdi.

Aile İçi Şiddet Boşanma Sebebi Olabilir mi?

Programda aile içi şiddetin hukuki sonuçları da ayrıntılı olarak ele alındı.

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, fiziksel şiddetin yanı sıra evlilik birliğini temelinden sarsan başka davranışların da boşanma davasında değerlendirilebileceğini söyledi.

Şiddetin üzerinden zaman geçmesi veya kişinin olayın hemen ardından darp raporu alamamış olmasının bütün hukuki imkânları ortadan kaldırmadığını belirten Karayıldırım, tanık anlatımları ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş diğer delillerin önemine değindi.

Özel boşanma nedenleri ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesinin farklı koşullara tabi olduğunu anlattı.

Şiddet Gören Eş İçin Koruma ve Uzaklaştırma Kararı

Aile içi şiddet nedeniyle aynı evde yaşamaya devam etmek zorunda kalan kişilerin haklarına da değinen Karayıldırım, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlere başvurulabileceğini belirtti.

Şiddet riski bulunan durumlarda uzaklaştırma kararı alınabileceğini, aile konutunun kullanımına ilişkin tedbirler talep edilebileceğini ifade etti.

Karayıldırım, ekonomik güçlükler veya güvenlik endişesi nedeniyle evden ayrılamayan kişilerin de hukuki koruma mekanizmalarından yararlanabileceğini anlattı.

Avukat Gülay Çöpten ise koruma tedbirlerinin amacının öncelikle şiddet riskini önlemek olduğunu, uzaklaştırma kararının tek başına boşanma davasındaki bütün iddiaları ispatlamaya yeterli sayılmaması gerektiğini söyledi.

Evden Ayrılan Eş Her Zaman Kusurlu Sayılır mı?

Boşanma sürecinde eşlerden birinin ortak konuttan ayrılmasının da çok merak edilen konular arasında bulunduğunu belirten Avukat Gülay Çöpten, evden ayrılmanın nedeninin önem taşıdığını ifade etti.

Şiddet, tehdit veya evde yaşamayı sürdüremeyecek koşullar nedeniyle konuttan ayrılmanın haklı bir nedene dayanabileceğini söyledi.

Çöpten, “Evden ayrılan salt kusurlu diye bir şey yok hukukta. Ayrılış şekli önemli.” dedi.

Eşini evden ayrılmaya zorlayan kişinin davranışlarının da hukuki değerlendirmeye konu olabileceğini belirten Çöpten, her olayın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerektiğini vurguladı.

WhatsApp Mesajları Boşanma Davasında Delil Sayılır mı?

Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri, WhatsApp ve sosyal medya yazışmalarının boşanma davalarındaki delil niteliği oldu.

Avukat Gülay Çöpten, dijital yazışmaların mahkemeye sunulması konusunda en önemli ölçütlerden birinin delilin nasıl elde edildiği olduğunu söyledi.

Hukuka uygun biçimde elde edilen mesajlar ile gizlice ele geçirilen, şifre kırılarak ulaşılan veya casus yazılımlarla toplanan içerikler arasında önemli farklar bulunduğunu belirtti.

Çöpten, “Elde ediliş biçimi delil yaratma ve tuzak şeklinde oluyorsa kullanamayız.” ifadelerini kullandı.

Telefon Şifresini Kırarak Elde Edilen Mesajlara Dikkat

Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, kişilerin özel hayatının gizliliği ve haberleşme özgürlüğünün evlilik içerisinde de korunması gerektiğini söyledi.

Bir eşin diğer eşin telefonuna izinsiz erişmesi, şifresini kırması veya gizli takip programları kullanmasının hukuki sorunlar doğurabileceğini belirtti.

Hukuka aykırı elde edilen delillerin mahkemede kullanılamayabileceğini ve bu yöntemlerin ayrıca cezai sonuçlara yol açabileceğini anlattı.

Buna karşılık kamuya açık sosyal medya paylaşımları, kişinin kendisine gönderilen mesajlar veya üçüncü kişilerin hukuka uygun biçimde sunduğu bilgilerin farklı değerlendirilebileceğini ifade etti.

Avukatlar, dijital delillerin geçerliliğinin olayın özellikleri ve elde edilme yöntemi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sosyal Medya Boşanma Davalarını Nasıl Etkiliyor?

Programda sosyal medya kullanımının evlilik ilişkileri üzerindeki etkileri de konuşuldu.

Avukat Gülay Çöpten, dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte eşler arasındaki güven sorunlarının ve bu konulara ilişkin uyuşmazlıkların daha fazla gündeme geldiğini söyledi.

Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen yazışmalar, farklı kişilerle kurulan ilişkiler ve özel hayatın sınırlarına ilişkin anlaşmazlıkların boşanma dosyalarında yer alabildiğini belirtti.

Ancak her sosyal medya etkileşiminin kendiliğinden sadakatsizlik veya boşanma gerekçesi sayılmayacağını, somut olayın özelliklerinin önemli olduğunu ifade etti.

Aile Konutu Şerhi Neden Önemli?

Avukat Gülay Çöpten, evlilik birliği içerisinde kullanılan konutun korunmasına ilişkin hukuki düzenlemeleri de anlattı.

Aile konutunun eşlerden biri üzerine kayıtlı olması durumunda diğer eşin de belirli hukuki haklarının bulunduğunu belirten Çöpten, aile konutu şerhinin önemine dikkat çekti.

Özellikle eşlerden birinin konutu diğerinin rızası dışında devretmesi gibi durumlarda hukuki uyuşmazlıklar yaşanabileceğini söyledi.

Çöpten, aile konutuna ilişkin hakların korunması için tapu kayıtları ve gerekli başvurular konusunda bilgi sahibi olunmasını önerdi.

Boşanmada Kredi Borçları Nasıl Paylaşılıyor?

Programda banka kredileri ve evlilik sürecinde ortaya çıkan borçların paylaşımı da ele alındı.

Avukatlar, bireysel kredi borçlarının değerlendirilmesinde kredinin hangi amaçla kullanıldığına ve paranın nerede harcandığına bakılabileceğini belirtti.

Aile ihtiyaçları, konut, otomobil veya kişisel harcamalar için kullanılan kredilerin farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğini ifade eden avukatlar, borçların her durumda otomatik olarak eşit paylaşılmadığını söyledi.

Eşlerden birinin kendi adına çektiği kredinin diğer eşe yapılan bir hediye için kullanılmış olmasının da ayrı değerlendirilmesi gerektiği anlatıldı.

Boşanma Protokollerinde Açık ve Anlaşılır İfadeler Kullanılmalı

Programın son bölümünde avukatlar, vatandaşların boşanma sürecinde karşılaştığı önemli sorunlardan birinin hukuki belgeleri yeterince incelemeden imzalamak olduğunu vurguladı.

Anlaşmalı boşanma protokolünde çocukların velayeti, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı ve ziynet eşyalarına ilişkin konuların açıkça düzenlenmesinin önemine dikkat çekildi.

İlerleyen yıllarda yeni uyuşmazlıklar yaşanmaması için belirsiz ifadelerden kaçınılması gerektiği belirtildi.

Avukatlardan Ortak Mesaj: “Hak Kaybı Yaşamamak İçin Bilinçli Hareket Edin”

Programda izleyicilerin YouTube üzerinden yönelttiği sorular da yanıtlandı.

Aile hukukunun yalnızca boşanma kararından ibaret olmadığını vurgulayan Avukat Gülay Çöpten ve Avukat Ayşe Rümeysa Karayıldırım, tarafların çocukların geleceğini ve karşılıklı haklarını göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Çocukların boşanma sürecinde zarar görmemesinin önemine dikkat çekilirken, evlilik sona erse bile karşılıklı saygının korunmasının gerekli olduğu vurgulandı.

Hukuki uyuşmazlıklarda yanlış bilgilerin ciddi hak kayıplarına neden olabileceğini belirten avukatlar, vatandaşların güvenilir hukuki bilgiye ulaşmalarını ve gerektiğinde uzman desteği almalarını önerdi.

Ege 360 TV ekranlarında yayınlanan “Günün Rengi” programı, aile hukukuna ilişkin bilgilendirmelerin ve izleyici sorularının ardından sona erdi.

İLGİLİ HABERLER