Mavi yengeçten değişim dersi: “Yenilenmeyen, yenilmeye mahkûm”
Ege Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Doç. Dr. Övgü Gencer Durgun, Ayla Şimşek’in sunduğu “Zihnin Şifreleri” programına konuk oldu. Programda mavi yengeçlerin biyolojik özellikleri, ekonomik değeri, bilimsel araştırmalardaki kullanımı ve doğadaki değişim süreci ele alındı.
Mavi yengeç Akdeniz’den Ege’ye yayıldı
Durgun, mavi yengecin kökeninin Amerika kıyıları olduğunu, türün daha sonra gemiler aracılığıyla Akdeniz’e ulaştığını anlattı. Türkiye’de ilk olarak Yumurtalık Körfezi’nde görülen mavi yengecin zamanla Ege ve Marmara’ya kadar yayıldığını belirtti.
Mavi yengecin ekonomik açıdan da değerli bir tür olduğunu vurgulayan Durgun, yetiştiricilik çalışmalarının yanı sıra bu canlıdan farklı alanlarda yararlanılabileceğini söyledi.
Dişi yengeci kabuk değiştirirken erkek koruyor
Programda mavi yengeçlerin dikkat çekici davranışlarından biri de ele alındı. Durgun, dişi yengeçlerin kabuk değiştirme döneminde savunmasız hale geldiğini, bu süreçte erkek yengecin dişiyi koruma altına aldığını anlattı.
Durgun, erkek yengecin dişiyi kabuğu yeniden sertleşene kadar koruduğunu ve bu süreçte onun yanında kaldığını ifade etti.
“Değişim sancılı ama gerekli”
Mavi yengecin kabuk değiştirme sürecini insan hayatındaki değişimle ilişkilendiren Durgun, değişimin çoğu zaman kırılgan ve zorlayıcı bir dönem olduğunu söyledi.
Durgun, mavi yengecin eski kabuğunu geride bırakıp yeni bir yapıya kavuşmasını örnek göstererek, insanların da gelişebilmek için zaman zaman konfor alanından çıkması gerektiğini belirtti.
“Kendi kabuğumuzu kırıp çıkmamız gerekiyor” diyen Durgun, kariyerindeki ilerlemeyi de Amerika’da yaptığı akademik çalışmalar üzerinden anlattı.
“Yenilenmeyen yenilmeye mahkûm”
Programın dikkat çeken ifadelerinden biri de değişim üzerine geldi.
Durgun, gelişim ve ilerlemenin emek gerektirdiğini belirterek, “Yenilenmeyen, yenilmeye mahkûm” sözleriyle değişime açık olmanın önemini vurguladı.
Mavi yengeçten bilimsel ve ekonomik değer üretiliyor
Durgun, mavi yengeç üzerine yürüttükleri araştırmalarda larva evreleri, tuzluluk toleransı ve yetiştiricilik gibi konulara odaklandıklarını anlattı.
Yeni yumurtadan çıkan larvaların oldukça düşük tuzluluk oranlarında dahi yaşayabildiğini gözlemlediklerini belirten Durgun, bunun kendileri açısından şaşırtıcı bir araştırma sonucu olduğunu söyledi.
Ayrıca mavi yengeç kabuklarından nano materyal üretimi ve sudaki ağır metallerin tespitine yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Durgun, amaçlarının bilimsel çalışmaların ülke ekonomisine de katkı sağlaması olduğunu ifade etti.
Astaksantin kozmetik alanında da kullanılıyor
Mavi yengecin yapısında astaksantin bulunduğunu belirten Durgun, bu maddenin farklı alanlarda değerlendirilebildiğini söyledi.
Mavi yengecin pişirildiğinde kırmızı renge dönüşmesinin de astaksantinle ilişkili olduğunu anlatan Durgun, araştırmalarında bu maddeden çeşitli ürünler geliştirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını aktardı.
Bir dişi milyonlarca yumurta bırakabiliyor
Durgun, mavi yengeçlerin gelişim sürecinin de oldukça dikkat çekici olduğunu belirtti. Bir dişi yengecin yaklaşık 2 milyon yumurta bırakabildiğini, ancak bu yavruların çok küçük bir bölümünün yetişkinliğe kadar ulaşabildiğini söyledi.
Bu durumun ekosistemdeki doğal dengeyle ilişkili olduğunu belirten Durgun, canlıların birbirleriyle olan etkileşiminin doğadaki döngüyü oluşturduğunu anlattı.
Çocuklara bilimi sevdirmenin yolu doğadan geçiyor
Programın sonunda ailelere de önerilerde bulunan Durgun, çocukların bilimle bağ kurabilmesi için doğayla doğrudan temas etmelerinin önemli olduğunu söyledi.
Çocukların orman, akarsu, böcek, toprak ve bitkileri gözlemlemesinin beş duyuyu harekete geçirdiğini belirten Durgun, bu deneyimlerin kalıcı öğrenmeye katkı sunduğunu ifade etti.
Ailelerin çocuklarla birlikte basit bilim deneyleri yapabileceğini de belirten Durgun, “Her şey soru sormakla başlar. Bilim soru sormaktır” dedi.