-
reklam
reklam
EGE360 Politika İzmir'de Ali Babacan'dan İktidara Uyarı

İzmir'de Ali Babacan'dan İktidara Uyarı

30 Ekim İzmir depreminin 6’ncı yıl dönümünde kentte açıklamalarda bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, depremzedelerin sorunlarından sermaye piyasalarındaki fon iddialarına, 2027 yılı bütçesinden basın özgürlüğüne kadar önemli değerlendirmelerde bulundu. Finans piyasalarında yaşanan gelişmelere ilişkin iktidarı sert sözlerle eleştiren Babacan, “Bunu atlatmanın yolu şeffaflıktır. Olan bitenin olduğu gibi açığa çıkarılmasıdır” dedi.

6 Dakika
Okunma Süresi
İzmir'de Ali Babacan'dan İktidara  Uyarı
Okunma Süresi: 6 dk

İzmir’den İktidara Sert Uyarı: “Bu Krizi Örtbas Edemezsiniz, Piyasadaki Kayıplar Büyüyor!”

30 Ekim 2020 İzmir depreminin altıncı yıl dönümü dolayısıyla İzmir'e gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Depremde yaşamını yitiren 117 vatandaşı anan Babacan, İzmir'in depreme hazırlık çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Sermaye piyasalarında yaşanan fon tartışmalarına da geniş yer ayıran Babacan, yaşananların ekonomiye duyulan güveni ciddi biçimde sarstığını savundu.

"İZMİR'İN ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE DEPREME HAZIRLANMASI GEREKİYOR"

İzmir ziyaretinin gerekçesini açıklayan Babacan, depremin üzerinden geçen altı yılın ardından yapılan ve yapılamayan çalışmaları yerinde incelemek istediklerini söyledi.

Depremzedelerin kurduğu derneği ziyaret ederek sorunları doğrudan vatandaşlardan dinleyeceklerini belirten Babacan, hayatını kaybeden 117 kişiye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Babacan, depremlerin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İzmir bir deprem şehrimiz. İzmir deprem bölgesinde olan bir ilimiz ve İzmir'in çok hızlı bir şekilde depreme hazırlanması gerekiyor.”

Her depremin yeni felaketlere karşı alınması gereken önlemleri hatırlattığını söyleyen Babacan, geçmiş afetlerden ders çıkarılmasının önemine dikkat çekti.

FON İDDİALARINA SERT TEPKİ: "CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK PİYASA DOLANDIRICILIĞI"

Konuşmasının önemli bölümünü sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ayıran Babacan, fonlarla ilgili iddiaların Türkiye ekonomisinde ciddi bir güven krizine yol açtığını öne sürdü.

Yaşananları Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığı olarak nitelendiren Babacan, ortaya çıkan tablonun siyasi iktidar ve bürokrasi içinde sağlanan destek olmadan bu boyuta ulaşamayacağını iddia etti.

Sermaye piyasalarının hukuki ve teknolojik altyapısının usulsüzlüklerin erken aşamada tespit edilmesine olanak sağladığını savunan Babacan, sorunun kurumların yönetim anlayışından kaynaklandığını ileri sürdü.

"150 MİLYAR DOLARI AŞAN DEĞER KAYBI VAR"

Fonlarla ilgili iddiaların ekonomik etkilerine değinen Babacan, 131 fonla bağlantılı olduğunu belirttiği işlemlerin yaklaşık 800 milyar TL, yani 16 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu öne sürdü.

Babacan, piyasalarda oluşan güvensizliğin daha geniş kapsamlı kayıplara yol açtığını belirterek, eylül ayından bu yana sermaye piyasalarındaki değer kaybının 150 milyar doları aştığını iddia etti.

Bireysel yatırımcı sayısının eylül başında yaklaşık 7 milyon olduğunu ifade eden Babacan, yaşanan gelişmelerin yalnızca doğrudan fon yatırımcılarını değil, şirketleri, sanayicileri ve diğer piyasa aktörlerini de etkilediğini söyledi.

"SORUMLULAR GÖREVDEN ALINMALI, ACİL GÖREV GÜCÜ KURULMALI"

Piyasalardaki krizin yönetilemediğini savunan Babacan, ilgili kurumların yöneticilerinin vakit kaybedilmeden görevlerinden alınması gerektiğini belirtti.

Babacan, bankacılık ve sermaye piyasaları alanlarında uzman, kamu ve özel sektör deneyimine sahip 5 ila 7 kişilik tam yetkili bir acil görev gücü oluşturulması çağrısında bulundu.

Mevcut müdahale mekanizmalarının yetersiz kaldığını öne süren Babacan, gecikmelerin ekonomik kayıpları artırdığını ifade etti.

"TBMM'DE ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULSUN"

Sermaye piyasalarında yaşanan iddiaların şeffaf biçimde araştırılması gerektiğini vurgulayan Babacan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

İlgili işlemlerle bağlantılı isimlerin listesinin kamuoyuna açıklanması çağrısında bulunan Babacan, sürecin yalnızca mevcut kurumların incelemelerine bırakılmaması gerektiğini savundu.

İktidara İzmir'den seslenen Babacan, şu uyarıda bulundu:

“Eğer bu listeyi açıklamazsanız, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu komisyonu kurmazsanız, bunun üstünü örtme eğiliminde devam ederseniz bu piyasalardaki kötüleşme durmaz.”

Babacan, sorumluların ortaya çıkarılması ve suç teşkil eden işlemlerin yargı önüne taşınması gerektiğini söyledi.

2027 BÜTÇESİNE FAİZ ELEŞTİRİSİ: "EN BÜYÜK BAKANLIK FAİZ BAKANLIĞI OLMUŞ"

Babacan'ın gündemindeki bir diğer konu ise 2027 yılı merkezi yönetim bütçesi oldu.

TBMM'de görüşülen bütçede faiz ödemelerine ayrılan kaynağı eleştiren Babacan, yaklaşık 3 trilyon 975 milyar TL'lik faiz ödeneği öngörüldüğünü ifade etti.

Bu rakamın 4 trilyon TL'ye yaklaştığını belirten Babacan, yüksek faiz yükünün kamu kaynaklarının eğitim, yatırım ve kalkınma gibi alanlarda kullanılmasını sınırladığını savundu.

“Şu anda Cumhuriyetimizin bütçesine baktığımızda en büyük bakanlık olmuş faiz bakanlığı” sözleriyle iktidarın ekonomi yönetimini eleştiren Babacan, yüksek borçlanma maliyetlerinin temelinde güven eksikliği ve artan risklerin bulunduğunu söyledi.

Vatandaşların ödediği vergilerin bütçe gelirlerini oluşturduğunu hatırlatan Babacan, kamu borcunun faiz maliyetinin toplumun tamamına yansıdığına dikkat çekti.

"ÜLKEYİ YÖNETMENİN ÜÇ TEMEL İLKESİ VAR"

Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için üç temel ilkeye ihtiyaç olduğunu belirten Babacan, bunları adalet, ehliyet ve liyakat ile istişare olarak sıraladı.

Adalet kavramının yalnızca yargı kararlarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Babacan, eğitimde fırsat eşitliği, istihdam, sosyal yaşam ve ekonomik faaliyetlerde de adaletin sağlanması gerektiğini belirtti.

Kamu yönetiminde görev alan kişilerin hem dürüst hem de işinin ehli olması gerektiğini savunan Babacan, karar alma süreçlerinde farklı görüşlerin dinlenmesinin önemini vurguladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin en önemli istişare mekanizmalarından biri olduğunu dile getiren Babacan, ekonomik sorunların çözümünde Meclis'in daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VARSA DENETİM DE VARDIR"

Konuşmasında ifade ve basın özgürlüğüne de değinen Babacan, bağımsız gazeteciliğin kamu yönetimindeki hataların ortaya çıkarılması açısından önemli bir denetim işlevi gördüğünü belirtti.

Özgür basının yalnızca siyasi gelişmeleri aktarmadığını, kamu yararını ilgilendiren sorunların büyümeden fark edilmesine de katkı sağladığını ifade etti.

Depreme dayanıksız alanlardaki yapılaşmayı örnek gösteren Babacan, basının bu tür riskleri gündeme taşımasının olası felaketlerin önlenmesine yardımcı olabileceğini söyledi.

İZMİR'DEN ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK ÇAĞRISI

İzmir depreminin yıl dönümünde yapılan açıklamada hem afetlere hazırlık hem de ekonomik yönetimdeki sorunlar ön plana çıktı.

Babacan, sermaye piyasalarında güven ortamının yeniden oluşturulması için iddiaların kapsamlı biçimde araştırılması, sorumluların belirlenmesi ve kamuoyunun şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini savundu.

Depremzedelerin yaşadığı sorunların da yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Babacan, İzmir'deki temasları kapsamında vatandaşların taleplerini dinleyeceklerini belirtti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız