Dr. Feray Saraçoğlu’ndan Meme Kanserinde Erken Teşhis Uyarısı

Radyoloji Uzmanı Dr. Feray Saraçoğlu, Ekim Ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, erken teşhisin önemi ve düzenli kontrollerin gerekliliğini vurguladı. Aile öyküsü olsa bile, kadınların taramaları ihmal etmemeleri gerektiğini belirtti. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları da riskleri azaltmada kritik rol oynuyor.

 “Aile Öykünüz Olmasa da Risk Altında Olabilirsiniz”

Ekim Ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Radyoloji Uzmanı Dr. Feray Saraçoğlu, meme kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Mamografi, ultrasonografi ve tomosentez gibi görüntüleme yöntemlerini anlatan Saraçoğlu, kadınların yalnızca aile öykülerine güvenerek kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini söyledi.

Ekim Ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla gerçekleştirilen sağlık programına konuk olan Radyoloji Uzmanı Dr. Feray Saraçoğlu, meme kanserinin risk faktörlerinden erken tanı yöntemlerine, genetik yatkınlıktan düzenli taramaların önemine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Meme kanserinin bazı türlerinin uzun süre belirti vermeden gelişebildiğine dikkat çeken Saraçoğlu, görüntüleme yöntemleri sayesinde hastalığın henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük olduğu dönemlerde tespit edilebildiğini belirtti.

Saraçoğlu, “Meme kanserinin sessiz bir dönemi var. Bu dönemde hastalığı yakalama şansımız bulunuyor. Görüntüleme yöntemleriyle erken tanı koyabiliyoruz. Amacımız korku oluşturmak değil, farkındalık yaratmak.” dedi.

“Meme Kanseri Yalnızca Genetik Faktörlerden Kaynaklanmıyor”

Meme kanserinin oluşumunda genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin ve yaşam alışkanlıklarının da rol oynadığını belirten Dr. Feray Saraçoğlu, değiştirilebilir risk faktörlerine dikkat çekti.

Sigara, alkol tüketimi, hareketsiz yaşam ve fazla kilo gibi faktörlerin kanser riskini etkileyebildiğini anlatan Saraçoğlu, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurguladı.

Genetik yatkınlığı bulunan bireylerin de risklerini bilerek hareket etmesi gerektiğini belirten Saraçoğlu, meme kanserinin her zaman tamamen önlenemeyeceğini ancak bazı risklerin azaltılabileceğini ifade etti.

“Ailesinde Meme Kanseri Olmayan Kadınlar da Kontrollerini İhmal Etmemeli”

Programda meme kanserine ilişkin en çok merak edilen konulardan biri olan aile öyküsü de ele alındı.

Ailesinde meme kanseri görülen kişi sayısının, bu kişilerin tanı aldığı yaşın ve akrabalık derecesinin risk değerlendirmesinde önemli olduğunu belirten Saraçoğlu, özellikle genç yaşta ortaya çıkan kanser vakalarının dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi.

Ancak ailede meme kanseri bulunmamasının kişinin hastalığa yakalanmayacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Saraçoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ailemde kanser yok, bana bir şey olmaz düşüncesi doğru değil. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmayan kadınlarda da hastalık ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle taramalar büyük önem taşıyor.”

Saraçoğlu, yoğun meme dokusuna sahip kadınların da kişisel risk değerlendirmelerinde bu durumu göz önünde bulundurmaları gerektiğini belirtti.

Meme Kanseri Taraması Kaç Yaşında Başlamalı?

Türkiye’de Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla yürütülen meme kanseri tarama programının önemine dikkat çeken Saraçoğlu, ulusal program kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi taraması yapıldığını hatırlattı.

 

Tarama programlarının kişisel risk faktörlerine göre farklılık gösterebileceğini anlatan Saraçoğlu, bazı kadınların daha sık kontrol edilmesi veya ek görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Bazı kişiler için iki yılda bir tarama yeterli olabiliyor. Ancak bazı hastalarda yıllık, hatta daha yakın aralıklarla takip gerekebiliyor. Yüksek risk grubundaki kişilerde MR gibi ileri görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulabiliyor.” diyen Saraçoğlu, kişiye özel tarama yaklaşımının önemini vurguladı.

“40 Yaşın Altında da Meme Kanseri Görülebiliyor”

Meme kanserinin yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkmadığını belirten Dr. Feray Saraçoğlu, meslek hayatında 20'li ve 30'lu yaşlarda meme kanseri tanısı alan hastalarla da karşılaştığını söyledi.

Genç kadınların memelerinde meydana gelen değişiklikleri takip etmeleri gerektiğini ifade eden Saraçoğlu, ele gelen kitle, kalıcı sertlik veya olağan dışı değişiklikler fark edildiğinde uzman hekime başvurulmasını önerdi.

Saraçoğlu, “Ele gelen her kitle kanser anlamına gelmez. Memede saptanan kitlelerin önemli bir bölümü iyi huyludur. Ancak bunun anlaşılması için gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekir.” dedi.

Kişinin kendi meme dokusunu tanımasının önemli olduğunu belirten Saraçoğlu, özellikle genç kadınların meme farkındalığı kazanmasının erken başvuru açısından yararlı olacağını ifade etti.

Mamografi Kanser Yapar mı? Dr. Saraçoğlu Yanıtladı

Kadınların mamografi hakkında en fazla merak ettiği konulardan birinin radyasyon olduğu belirtildi.

Mamografi sırasında kullanılan radyasyon dozunun düşük olduğunu anlatan Saraçoğlu, gerekli taramalardan yalnızca radyasyon korkusu nedeniyle uzak durulmaması gerektiğini söyledi.

Mamografinin erken tanı açısından sağladığı faydanın, uygun kişilerde düşük doz radyasyonun oluşturabileceği riskten daha yüksek olduğunu vurgulayan Saraçoğlu, incelemenin hekim önerisi ve uygun tarama protokolleri doğrultusunda yapılması gerektiğini belirtti.

Mamografi sırasında meme dokusuna uygulanan baskının da görüntü kalitesini artırmak ve hareketi önlemek amacıyla kullanıldığını ifade eden Saraçoğlu, gelişen teknolojiyle cihazların daha kontrollü görüntüleme yapabildiğini anlattı.

Tomosentez Teknolojisiyle Küçük Tümörler Daha Kolay Görülebiliyor

Programda geleneksel mamografiyle tomosentez teknolojisi arasındaki farklar da ele alındı.

Tomosentezin meme dokusunu farklı açılardan görüntüleyerek kesitsel değerlendirme imkânı sunduğunu belirten Saraçoğlu, özellikle yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda önemli avantajlar sağlayabildiğini söyledi.

Saraçoğlu, “Tomosentezde meme dokusunu kesit kesit değerlendirebiliyoruz. Özellikle yoğun meme yapısında küçük lezyonların daha erken fark edilmesine katkı sağlıyor. Ülkemizde de yaygınlaşan çok kıymetli bir teknoloji.” ifadelerini kullandı.

BRCA1 ve BRCA2 Gen Mutasyonları Neden Önemli?

Meme kanserinde genetik risklerin de değerlendirildiği programda, BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları üzerinde duruldu.

Bu genlerde hastalık riskini artıran mutasyonlar taşıyan kişilerin daha yüksek risk grubunda değerlendirildiğini belirten Saraçoğlu, genetik test sonuçlarının mutlaka uzman hekimler tarafından yorumlanması gerektiğini ifade etti.

Yüksek riskli kişilere daha sık tarama, genetik danışmanlık ve bazı durumlarda koruyucu tedavi seçeneklerinin önerilebildiğini anlatan Saraçoğlu, bu kararların kişinin tıbbi durumuna göre verilmesi gerektiğini vurguladı.

Genetik mutasyon taşımanın kesin olarak kanser gelişeceği anlamına gelmediği, ancak risk yönetiminin önem kazandığı belirtildi.

Meme Görüntüleme Raporlarındaki BI-RADS Değerleri Ne Anlama Geliyor?

Dr. Feray Saraçoğlu, mamografi ve ultrasonografi raporlarında kullanılan BI-RADS sınıflandırmasına ilişkin de bilgi verdi.

Uluslararası standartlara dayanan bu sistemin, görüntüleme bulgularının değerlendirilmesini ve takip kararlarının belirlenmesini kolaylaştırdığını söyledi.

Saraçoğlu, BI-RADS 1'in normal bulguları, BI-RADS 2'nin iyi huylu değişiklikleri, BI-RADS 3'ün büyük olasılıkla iyi huylu olup kısa aralıklarla takip gerektirebilen bulguları ifade ettiğini anlattı.

BI-RADS 4 ve 5 kategorilerinde kanser şüphesinin arttığını belirten Saraçoğlu, gerekli durumlarda biyopsi yapılarak kesin tanıya ulaşılması gerektiğini ifade etti.

Saraçoğlu, biyopsinin kanserin yayılmasına neden olduğu yönündeki yaygın inanışın da bilimsel olarak doğru olmadığını vurguladı.

“Biyopsi Kanseri Yaymaz”

Toplumda biyopsinin kansere neden olabileceği veya mevcut kanseri yayabileceği yönünde yanlış bir inanış bulunduğuna dikkat çeken Saraçoğlu, modern biyopsi yöntemlerinin güvenilir tanı araçları olduğunu söyledi.

Kanserin türünü belirlemeden doğru tedavi planlamasının yapılamayacağını ifade eden Saraçoğlu, doku incelemesinin tedavi sürecinde kritik rol oynadığını belirtti.

Saraçoğlu, “Kanserin çok farklı türleri var. Bazen küçük bir tümör yayılım gösterebilirken daha büyük bir tümör yayılmamış olabiliyor. Bu nedenle hücre tipinin belirlenmesi çok önemli.” diye konuştu.

“Sütyen Kullanımı Meme Kanserine Neden Olur mu?”

Programda toplumda sıkça gündeme gelen sütyen kullanımı ve meme kanseri ilişkisi de tartışıldı.

Bu konuda çeşitli iddialarla karşılaştığını anlatan Saraçoğlu, araştırmaların değerlendirilmesinde birçok değişkenin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Sütyen kullanımının doğrudan meme kanserine yol açtığını gösteren güvenilir bilimsel kanıt bulunmadığı için bu tür iddialara temkinli yaklaşılması gerektiği vurgulandı.

Programda stresin genel sağlık üzerindeki etkileri de değerlendirilirken sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve psikolojik iyilik halinin önemine dikkat çekildi.

“PET Görüntüleme Meme Kanseri Taraması İçin Kullanılmaz”

İzleyicilerden gelen PET taramasıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Dr. Feray Saraçoğlu, PET görüntülemenin rutin meme kanseri taraması için uygun bir yöntem olmadığını belirtti.

PET'in bazı kanser hastalarında hastalığın yaygınlığının değerlendirilmesi gibi özel klinik durumlarda kullanılabildiğini anlatan Saraçoğlu, küçük meme lezyonlarının bu yöntemle her zaman saptanamayabileceğini söyledi.

Saraçoğlu, meme kanserinin erken tanısında temel yaklaşımın uygun yaş ve risk grubuna göre mamografi, ultrasonografi ve gerektiğinde MR gibi yöntemlerin kullanılması olduğunu ifade etti.

“En Büyük Yatırım Kendi Sağlığınıza Yaptığınız Yatırımdır”

Programın sonunda kadınlara çağrıda bulunan Radyoloji Uzmanı Dr. Feray Saraçoğlu, meme kanseriyle mücadelede farkındalık ve erken tanının önemini bir kez daha vurguladı.

Kadınların kendi risklerini tanımaları, meme dokularındaki değişiklikleri fark etmeleri ve önerilen kontrolleri aksatmamaları gerektiğini belirten Saraçoğlu, erken tanının daha sınırlı tedavi seçeneklerine ve daha başarılı sonuçlara imkân sağlayabileceğini söyledi.

Saraçoğlu, “Farkındalık önemli. Lütfen kendi meme dokumuzu tanıyalım, risklerimizi belirleyelim ve buna göre tarama protokollerine uyalım.” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.

Programda, meme kanserinin nadir de olsa erkeklerde görülebileceği de hatırlatılarak olağan dışı meme değişikliklerinin cinsiyetten bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

 
İLGİLİ HABERLER