MÜTHİŞ
Hayat bazen hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza bir insan çıkarır. Ne zaman geleceğini bilmediğimiz, gelişini planlamadığımız, hatta belki de artık beklemeyi bıraktığımız bir insan…
Ve sonra bir şarkı çalmaya başlar.
O şarkı daha önce de vardır aslında. Sözlerini bilirsiniz, melodisini tanırsınız. Fakat hayatınıza yeni giren biriyle birlikte dinlediğinizde, aynı şarkı bir anda başka bir anlam kazanmaya başlar. Çünkü artık içinde yalnızca müzik değil, bir karşılaşmanın heyecanı, yeni bir başlangıcın ihtimali ve iki insanın birbirine yaklaşmasının o tarifsiz duygusu vardır.
Bazı şarkılar vardır; insanın hayatına sonradan yazılmış gibidir.
İki insanın kısa zamanda birbirine benzemesini, birbirinin gülüşünden bir parça almasını, günlük konuşmaların ve küçük alışkanlıkların farkında olmadan birbirine karışmasını anlatır. Aslında aşkın en güzel taraflarından biri de belki budur: İnsan, karşısındaki kişide kendinden bir şey bulurken kendisinden de ona bir şey bırakır.
Peki, bazı insanlar neden hayatımıza geç girer?
Belki de doğru insanın yanlış zamanda değil, tam olması gereken zamanda gelmesi diye bir şey vardır. Geçmişte yaşanan bütün kırgınlıklar, bekleyişler ve hayal kırıklıkları, insanı bir gün karşısına çıkacak o farklı duyguyu fark edebilecek hâle getirir.
Ve o insan geldiğinde, insanın aklından yalnızca bir soru geçer:
“Sen bu zamana kadar neredeydin?”
Belki çok zaman kaybedilmiştir. Belki bazı duyguların yaşanması için gereğinden fazla beklenmiştir. Ama bazen bir insanın gelişi, geçmişteki bütün bekleyişlerin anlamını değiştirmeye yeter.
İşte bu yüzden bazı şarkılar artık sadece şarkı değildir.
Bir bakışın, bir gülüşün, birlikte geçirilen kısa bir anın ve söylenen tek bir kelimenin hatırasıdır.
Ve bazen o kelime yalnızca şudur:
MÜTHİŞ.
Çünkü hayatımıza giren bazı insanlar, bir şarkıyı bile değiştirecek kadar güçlü bir iz bırakır.