Ben Sevgi Kadınıyım
Bazı insanlar güçlü görünmeyi seçer, bazıları mesafeli olmayı… Ben ise sevmeyi seçtim. Çünkü ben, sevmeyi de sevilmeyi de seven bir kadınım. Bunu bir zayıflık değil, hayatın en büyük zenginliği olarak görüyorum.
İlişkilerde en çok yaralayan şey, sevginin eksikliği değil; değerin tek taraflı verilmesidir. Bir taraf bütün kalbiyle sever, incelikleri hatırlar, “Nasılsın?” sorusunu gerçekten merak ederek sorar. Diğer taraf ise aynı sevgiyi sıradanlaştırır, ilgiyi erteler, varlığına alışır. İşte insanı tüketen, sevgisizlikten çok umursamazlıktır.
Ben hiçbir zaman sevgimi hesaplayarak vermedim. Birini hayatıma aldıysam, onu kıymetli hissettirmek istedim. Çünkü inanırım ki sevgi; sadece güzel sözler söylemek değil, emek vermek, zaman ayırmak ve hissettirmektir. Fakat zaman bana şunu öğretti: Karşılıksız fedakârlık, bir süre sonra insanın kendi değerini unutmasına neden olabiliyor. Çünkü "FEDAKÂRLIK" birlikte yazılınca anlam kazanıyor; biri "FEDA" ederken diğeri "KÂRA" geçiyorsa kelime tüm anlamını kaybediyor...
Birinin en değerlisi olmak isterken, onun gözünde yalnızca bir seçenek olduğunuzu fark etmek sessiz bir kırgınlıktır. O an anlarsınız ki sevgi tek başına yetmez; karşılıklı özen de gerekir. Çünkü ilişkiler, iki kişinin aynı yöne bakabildiği kadar güzeldir.
Ben hâlâ sevgiden vazgeçmedim. Hâlâ insanların kalbine dokunmanın, içten bir gülümsemenin ve samimi bir sarılmanın dünyayı değiştirebileceğine inanıyorum. Ama artık biliyorum ki sevgi, önce insanın kendine verdiği değerle başlar. Kendini seven bir kadın, umursamazlığın gölgesinde yaşamayı kabul etmez.
Ben bir sevgi kadınıyım. Kalbim kırılsa da sevgiyi kirletmeyeceğim. Çünkü sevgi, beni ben yapan en güzel yanım. Dileğim ise çok büyük değil; sadece beni sevdiğim gibi seven, değerimi hissettiren ve “öncelik” olduğumu unutturmayan bir yüreğe rastlamak.
Çünkü gerçek aşk, birinin hayatında yer kaplamak değil; onun kalbinde değer bulabilmektir.