Öz Saygı: Herkese Aynı Mesafede Durmamak
Hayat bize zamanla önemli bir şey öğretiyor: Herkese aynı yakınlıkta olmak zorunda değiliz.
Çok konuşanın yanında bazen susmayı, her şeyi anlatmak yerine bazı şeyleri kendimize saklamayı öğreniyoruz. Çünkü insan, her kulağın sırlarımızı taşıyabilecek kadar güvenilir olmadığını yaşayarak anlıyor. Sessizlik bazen bir eksiklik değil, olgunluktur.
Cimrinin sofrasında tok olmak da aslında yalnızca maddi bir mesele değildir. İnsanın kendi değerini bilmesiyle ilgilidir. Bize gönülden vermeyene kendimizi muhtaç etmemek; sevgisini, ilgisini veya imkânını bir lütuf gibi sunanın karşısında boyun eğmemek demektir.
Kusur arayanın yanında kusursuz olmaya çalışmak ise insanı kendi özünden uzaklaştırır. Ne yaparsanız yapın, sizi eleştirmek için bir neden bulacak insanlar vardır. Onların bakış açısını değiştirmek sizin göreviniz değildir. İnsan bazen kendini anlatmayı bıraktığında huzur bulur.
Vefa bilmeyene yabancı olmak… Belki de hayatın en zor ama en gerekli sınırlarından biridir. Çünkü vefasızlık, insanın verdiği emeği değersizleştirmeye çalışır. Oysa sizin iyiliğiniz, karşılığını görmedi diye değerinden bir şey kaybetmez. Sadece o iyiliğin kime verileceğini yeniden öğrenirsiniz.
Edebi olmayana uzak olmak, kendimizi üstün görmek değildir. Saygısızlığın olduğu yerde mesafe koyabilmektir. Tevazuyu bilmeyenin karşısında kendimizi küçültmemek, kibirli insanın yanında vakarımızı korumaktır.
Çünkü öz saygı, herkesi sevmek ama herkese kendinden bir parça vermemektir.
Haddini bilmeyene mesafeli olmak da böyledir. Bazı insanlar sizin sessizliğinizi zayıflık, sabrınızı çaresizlik, nezaketinizi ise sınırınızın olmadığı şeklinde yorumlayabilir. Oysa insanın sakin olması, gerektiğinde “Buraya kadar!” diyemeyeceği anlamına gelmez.
Bence hayatın belli bir döneminden sonra insanın en büyük zenginliği çevresindeki insan sayısı değil, yanında kimlerin kaldığıdır. Kalabalıkların alkışına değil, birkaç gerçek insanın samimiyetine ihtiyaç duyarız.
Artık herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışmak yerine kendi iç huzurumuzu korumayı seçmeliyiz. Her kapıyı çalmamalı, her sofraya oturmamalı, her söze cevap vermemeliyiz.
Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizliktir.
En güzel intikam, değişmek değil; kendini kaybetmeden yoluna devam etmektir.
Ve insan sonunda şunu öğrenir:
Kendine saygı duymaya başladığın gün, kimden uzak durman gerektiğini de bilmeye başlarsın.