Konuşuyoruz Ama Diyalog Kuruyor muyuz?
İki insanın karşılıklı konuşuyor olması, aralarında bir diyalog olduğu anlamına gelmez.
Bazen aynı masada iki kişi vardır ama aslında masada iki ayrı monolog oturuyordur. Biri konuşurken diğeri dinlemiyor; yalnızca kendi konuşma sırasının gelmesini bekliyordur. Cümleler birbirine değiyor ama insanlar birbirine ulaşamıyordur.
Monolog tek seslidir. Diyalog ise iki kişinin de yalnızca sesini değil, varlığını ortaya koymasını gerektirir.
Bugün ilişkilerde, ailelerde, iş hayatında, hatta sosyal medyada en büyük iletişim problemlerinden biri belki de bu: Herkes anlatmak istiyor fakat çok az insan gerçekten anlamaya çalışıyor.
Çünkü dinlemek sandığımız kadar kolay değildir.
Gerçekten dinlediğimizde karşımızdaki insanın haklı olabileceği ihtimalini de kabul ederiz. Kendi düşüncemizi değiştirme riskini alırız. Bildiğimiz şeylerden şüphe edebilir, davranışlarımızla yüzleşmek zorunda kalabiliriz. Bu nedenle bazı insanlar için konuşmak güvenlidir, duymak ise tehlikelidir.
Monologda kontrol bizdedir. Diyalogda ise karşımızdakine de alan açmak zorundayız.
Belki bu yüzden bazı tartışmalar saatlerce sürer ama hiçbir yere varmaz. Taraflar birbirlerini anlamaya değil, kendi haklılıklarını kanıtlamaya çalışırlar. Ses yükseldikçe iletişimin arttığını sanırız. Oysa bazen ses yükseldikçe anlam azalır.
Üstelik monolog yalnızca çok konuşmak değildir. Sessizlik de bir monoloğa dönüşebilir. Karşımızdakinin söylediklerini hiç dikkate almadan kafamızda onun adına cevaplar üretmek, niyetini okumak, ne düşündüğüne karar vermek de tek taraflı bir iletişim biçimidir.
Diyalog ise merak ister.
“Ben böyle düşünüyorum.” demenin yanına, “Peki sen neden böyle düşünüyorsun?” sorusunu koyabilmektir.
Belki sağlıklı iletişimin en önemli ölçüsü kimin daha güzel konuştuğu değil, kimin karşısındakinin cümlesinden sonra kendi cümlesini değiştirebildiğidir.
Çünkü gerçekten duyduğumuz bir insan bizi az ya da çok değiştirir.
İlişkiler de tam burada derinleşir. İnsan yalnızca anlatıldığı yerde değil, anlaşıldığını hissettiği yerde bağ kurar.
Bu yüzden zaman zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Ben insanlarla gerçekten konuşuyor muyum, yoksa onların yanında yalnızca kendi monoloğumu mu sürdürüyorum?
Çünkü iki kişinin konuşması her zaman diyalog değildir.
Bazen sadece iki monolog aynı anda devam ediyordur.