-
reklam
reklam

Öğretmen Kimin Öğretmenidir?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Öğretmen Kimin Öğretmenidir?

Sınıflarda bazı çocuklar vardır; öğretmenin anlattığını hemen kavrar, sorulara hızlı cevap verir, sınavlardan yüksek not alır. Yarışmalara katılır, derece yapar, öğretmeninin yüzünü güldürür.

Onlarla çalışmak güzeldir.

Çünkü verdiğiniz emeğin karşılığını hızlıca görürsünüz. Öğrencinin başarısı öğretmene de mesleki bir tatmin yaşatır. “Başardık.” dersiniz.

Peki sınıfın arka sırasında sessizce oturan çocuk?

Konuyu diğerlerinden daha geç anlayan, sınavlarda düşük not alan, birkaç kez başarısız olduktan sonra “Ben zaten yapamıyorum.” demeye başlayan öğrenci?

Onun öğretmeni kim olacak?

Eğitimde farkında olmadan düştüğümüz en büyük yanılgılardan biri, başarı potansiyeli yüksek ve akademik olarak güçlü öğrencilerle daha fazla ilgilenirken başarısı düşük öğrencilerden zamanla uzaklaşmaktır.

Çünkü başarılı öğrenci öğretmene hızlı geri bildirim verir. Anlatırsınız, öğrenir. Çalıştırırsınız, derece yapar. Bu sonuç doğal olarak öğretmenin mesleki doyumunu da besler.

Ancak öğretmenliğin gerçek gücü belki de tam tersinin yaşandığı yerde ortaya çıkar.

Bir çocuk bugün 90 alıyorsa onu 100’e taşımak elbette değerlidir.

Ama kendisine olan inancını kaybetmiş, 30 alan bir çocuğun önce 40’ı, sonra 50’yi görmesini sağlamak da büyük bir eğitim başarısıdır.

Çünkü bazı çocukların önce derse değil, kendilerine yeniden inanmaları gerekir.

Bazen başarısızlığın arkasında zekâ ya da kapasite eksikliği yoktur. Temel bilgi eksikleri, yanlış çalışma yöntemleri, sınav kaygısı, dikkat sorunları, aile koşulları, geçmiş başarısızlıkların oluşturduğu öğrenilmiş çaresizlik veya yalnızca çocuğun nasıl öğreneceğini henüz keşfedememiş olması vardır.

İşte öğretmenin bakışı burada belirleyici olabilir.

“Bu çocuk yapamıyor.” demek kolaydır.

Asıl eğitim sorusu şudur:

“Bu çocuk nasıl öğreniyor ve ben ona hangi yoldan ulaşabilirim?”

Çünkü doğru yöntemle karşılaştığında, küçük başarıları fark edildiğinde, seviyesine uygun hedefler verildiğinde ve biri ona gerçekten inandığında, bugün sınıfta görünmeyen bir çocuk yarın herkesi şaşırtabilir.

Belki de eğitimde en çok gözden kaçırdığımız çocuklar, en fazla öğretmene ihtiyaç duyanlardır.

Başarılı öğrencilerimizin yanında olmak elbette görevimizdir. Onların potansiyelini daha ileriye taşımak da eğitimin bir parçasıdır.

Ama öğretmenlik yalnızca parlayan yıldızları daha parlak hâle getirmek değildir.

Bazen öğretmenlik, kimsenin ışığını fark etmediği bir çocuğa dönüp “Sen de yapabilirsin, sadece senin yolunu bulmamız gerekiyor.” diyebilmektir.

Çünkü iyi öğretmen yalnızca başarıyı alkışlamaz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız