Mundar Deme, Mundar Etme
Hayat, insanı en çok sevinç günlerinde tanıştırır gerçeklerle. Acınızı paylaşan çok olur belki ama sevincinizi içine sindirebilen insan sayısı sandığınız kadar fazla değildir. Geçtiğimiz günlerde yeni bir iş yerinin kapısını umutla açtık. O kapıdan sadece bizi sevenler değil; dualar, tebessümler ve iyi dilekler de girdi. Fakat dudak bükenler, küçümseyenler ve başarısız olmamızı bekleyenler de eksik olmadı.
O an aklıma yıllardır duyduğumuz o söz geldi:
"Mundar deme, mundar etme."
Bu söz sadece sofradaki lokma için söylenmiş bir nasihat değildir. Bu söz; emeğe saygının, alın terine hürmetin ve insan onuruna gösterilen inceliğin özetidir. Çünkü bir lokmayı mundar eden onun kendisi değil, ona uzanan kötü niyettir. Bir emeği değersizleştiren de yapılan iş değil, ona çamur atmaya çalışan zihniyettir.
Ne gariptir ki bazı insanlar bir fidanın büyümesini seyretmek yerine kökünü kurutmanın hesabını yapar. Tebrik etmek yerine dedikodu üretir, destek olmak yerine moral bozmaya çalışır. Oysa başarı; dışarıdan görünen tabeladan ibaret değildir. O tabelanın arkasında uykusuz geceler, ödenmesi gereken faturalar, edilen dualar, bastırılan korkular ve vazgeçilmeyen hayaller vardır.
Kolaydır dışarıdan konuşmak…
Zordur risk almak.
Kolaydır eleştirmek…
Zordur mücadele etmek.
Kolaydır gölge olmak…
Zordur ışık olabilmek.
Bugün insanlar birbirlerinin başarısını alkışlamak yerine, başarısızlığını izlemekten garip bir haz duyuyor. Oysa başkasının ışığını söndürerek kimse kendi karanlığını aydınlatamaz. Kıskançlık; sahibini yavaş yavaş tüketen sessiz bir ateştir. Önce vicdanı yakar, sonra insanlığı…
Şunu hiçbir zaman unutmadım: Helal kazancın olduğu yerde bereket vardır. Bereketin olduğu yerde de huzur vardır. İnsanların ne söylediği elbette önemlidir ama Allah'ın ne gördüğü daha önemlidir. Çünkü insanların hükmü bugündür; Hakk'ın hükmü ise ömürlüktür.
Bu yüzden bizi tebrik eden herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bir cümlesiyle moral veren, bir duasıyla güç veren herkes aslında sadece bir insanı değil, umudu destekledi. Eleştirenlere de kırgın değilim. Çünkü onlar bana bir gerçeği yeniden öğretti: Her alkış samimi olmadığı gibi, her eleştiri de doğru değildir.
Hayatta insanın en büyük sermayesi dükkânı, makamı ya da serveti değildir. En büyük sermayesi; dürüstlüğü, emeği ve arkasından edilen hayır duasıdır. Bunlara sahip olan insan geçici kayıplardan korkmaz. Çünkü bilir ki alın teriyle kurulan hiçbir yapı kolay kolay yıkılmaz.
Son sözüm şudur:
Bir insanın rızkına dil uzatmayın.
Bir insanın emeğini küçümsemeyin.
Bir insanın umudunu kirletmeyin.
Çünkü ekmek mundar olmaz…
Emek mundar olmaz…
Hayaller mundar olmaz…
Asıl mundar olan; hasetle kararan bakışlar, başkasının sevincine tahammül edemeyen yürekler ve dilinden kötülük, gönlünden kıskançlık eksilmeyen anlayıştır.
İnsan, başkasının kazancını küçülterek büyümez. Ama bir gönlü büyütürse, işte o zaman gerçekten zengin olur.
Mundar deme… Asıl marifet, mundar etmemektir.