reklam
reklam

Gardın Ardındaki İnsan

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hayatın içinde bazen tuhaf karşılaşmalar yaşarız. Daha ilk cümlemizi kurmadan karşımızdaki insanın yüzü gerilir, sesi sertleşir ya da görünmez bir duvar örülür aramıza. Oysa ortada ne bir hakaret vardır ne de gerçek bir tehdit. Yine de insanlar bazen, olmayan bir savaşa hazırlanmış gibi davranırlar.

Çoğu zaman bunu “sebepsiz tepki” diye adlandırırız. Oysa psikoloji bize, hiçbir tepkinin tamamen sebepsiz olmadığını söyler. Belki sebep bugün değildir; belki yıllar öncesinde kalmıştır.

İnsan zihni ilginçtir. Bir zamanlar canını yakan bir deneyimi, benzer bir ses tonuyla, benzer bir bakışla ya da benzer bir cümleyle yeniden hatırlayabilir. Böyle anlarda kişi aslında karşısındaki insana değil, geçmişinden kalan korkularına cevap verir. Bu yüzden bazen masum bir soru sorgulama gibi, samimi bir ilgi kontrol etme çabası gibi, yapıcı bir eleştiri ise değersizleştirme girişimi gibi algılanabilir.

Elbette her sert tepkinin arkasında büyük travmalar aramak doğru değildir. İnsan bazen sadece yorgundur, bazen stres altındadır, bazen de o günü kötü geçirmiştir. Fakat inkâr edemeyeceğimiz bir gerçek var: Geçmiş deneyimler, bugünkü ilişkilerimizin sessiz misafirleridir.

Bir başka dikkat çekici nokta ise hakikat karşısındaki tutumumuzdur. Gerçeği duymak, çoğu zaman sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü hakikat yalnızca bilgi vermez; bazen aynayı da tutar. Aynaya bakmak ise cesaret ister. Kendini geliştirmeyi seçen insan için bu ayna bir fırsattır. Ancak benlik algısını tehdit altında hisseden biri için aynı ayna rahatsız edici olabilir. İşte tam da bu yüzden bazı insanlar gerçeği tartışmak yerine onu söyleyen kişiyi tartışmayı tercih eder.

Savunmaya geçmek, çoğu zaman haklı olmanın değil, tehdit hissinin sonucudur. Kimi insan için hata yapmak öğrenmenin doğal bir parçasıyken, kimi için kişiliğine yönelmiş bir saldırı gibi hissedilebilir. Böyle durumlarda konuşulan konu geri planda kalır; ön plana geçen şey, kişinin kendini koruma çabasıdır.

Belki de ilişkilerimizi değiştirecek en önemli soru şudur: Karşımızdaki insan gerçekten bize mi tepki veriyor, yoksa hayatın ona bıraktığı izlere mi?

Bu sorunun cevabı her zaman aynı olmayacaktır. Fakat bu farkındalık, hem kendimize hem de başkalarına karşı daha adil olmamızı sağlayabilir. Çünkü bazen insanların bize gösterdiği sertlik, bizim kim olduğumuzdan çok, onların neler yaşadığıyla ilgilidir.

Yine de empati kurarken önemli bir çizgiyi unutmamak gerekir. Birinin yaralı olması, başkasını incitmesini haklı çıkarmaz. Anlamak başka şeydir, zarar görmeyi normalleştirmek başka.

Belki de olgunluk; herkesin görünmeyen yükler taşıdığını kabul ederken, kendi sınırlarımızı da koruyabilmektir. Çünkü gerçek güç, her savaşa girmek değil; hangi savaşın aslında bize ait olmadığını fark edebilmektir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız